Ol der oluverir hangi ayet ?

Zeynep

New member
[Ol Der Oluverir: İrade ve İnanmanın Gücü]

Bir gün, küçük bir köyde, sabahın erken saatlerinde, gözleri hala uykulu bir adam evinden çıktı. Adı Hakan’dı. Birçok insan ona "sorun çözücü" derdi, çünkü ne olursa olsun her meseleye bir çözüm önerirdi. İleriye doğru bakarak, yeni bir iş kurma fikriyle heyecanlanıyordu. Köyün meydanında karşılaştığı Aylin ise onu takip ediyordu. Aylin, Hakan’ın aksine, her zaman olayların derinlerine inmeye, insanları anlamaya çalışırdı. İkisi de farklıydı, ama birbirlerini tamamladıkları kesindi.

[Bir Söz, Bir Dönüm Noktası]

Bir gün, kasabaya gelen bir yabancı, köydeki yaşlı bir kadına, "Ol der, oluverir" sözüyle yaklaştı. Bu, kadının hayatında duyduğu en anlamlı ve aynı zamanda en düşündürücü sözlerden biriydi. "Ol der, oluverir" ne demekti? Bir şeyin olmasını istemekle mi ilgilidir, yoksa hayatın akışına teslim olmakla mı?

Hakan, bu sözün ardındaki anlamı hemen kavradı. Bir şeyin olmasını istemek, ona inançla yaklaşmak gerektiğini düşünüyordu. O an, iş kurma hayaliyle ilgili harekete geçmeye karar verdi. Yani, "Ol der, oluverir." Hedefine ulaşmak için stratejiler geliştirecek ve önündeki her engeli aşacak bir yol haritası çizecekti.

Aylin ise bu sözün başka bir anlam taşıdığına inanıyordu. Ol der, fakat oluverir mi? İnsanların içindeki iyi niyet, empati ve duygu, aslında yaşadıkları zorlukları aşmalarını sağlar mıydı? Kadınlar için "ol" sadece istemek değil, aynı zamanda birlikte yaşama, ilişki kurma ve toplumsal bağları güçlendirme anlamına geliyordu. Bu bakış açısı ona göre sadece bir hedefi değil, aynı zamanda insanın kalbini de anlamakla ilgilidir.

[Hakan'ın Stratejik Adımları]

Hakan, "Ol der, oluverir" sözünü çözüm odaklı bir yaklaşımla anlamıştı. Yeni işini kurarken öncelikli olarak pazar araştırması yapmayı, ardından gerekli ekipmanları almayı ve en sonunda çalışanlar için motivasyonel bir konuşma yapmayı planlıyordu. Bu adımların hepsi ona göre birer stratejik hamleydi. O, her şeyin bir çözümü olduğunu biliyor ve bu çözümlerle ilerlemek gerektiğini düşünüyordu.

İş kurma yolundaki her engeli, birer fırsat olarak görüyordu. Bir zamanlar Hakan, köydeki en iyi marangozun karşısına çıkıp “Ol der, oluverir” diyerek onunla anlaşma sağlamıştı. Marangoz, sadece bir fikirle değil, çözüm bulma konusunda da ona destek olmuştu. Hakan, "Her şey bir adım atmakla başlar, ol der ve ardından ne olacağına bakarız," demişti. İşte o an, her şeyin gerçekten oluverdiğini fark etmişti.

[Aylin'in İnsani Yaklaşımı]

Aylin, Hakan’a göre çok daha empatik ve ilişkisel bir yaklaşımdı. “Ol der, oluverir” sözünü, insanların ve onların duygularının bir araya gelmesiyle anlamlandırıyordu. Kadın, olayları çözmektense, onları hissetmenin, insanları anlamanın ve onlara dokunmanın daha değerli olduğunu savunuyordu. Hakan’ın aksine, Aylin bu sözün sadece bir hedefe ulaşma çabası değil, insanlarla, toplumla birlikte büyüme gerekliliğini ifade ettiğini düşünüyordu.

Aylin, köydeki diğer kadınlarla sürekli olarak sohbet eder, derin sohbetlerde kalpleriyle birleştirir ve birbirlerinin dertlerine çözüm bulurlardı. Bu, Aylin için gerçek anlamda bir "oluverme"ydi; birbirlerini anlamak, birlikte büyümek ve kolektif bir şefkat oluşturmak.

Aylin'in zihninde, "Ol der" kelimeleri, insanın bir arada hareket etmesi gerektiğini anlatıyordu. Ne kadar çok kişi "ol derse," o kadar çok şeyin mümkün olacağına inanıyordu. Ona göre, sadece bir kişinin çabası yetmezdi; önemli olan, toplumun el birliğiyle ve içsel bağlarla bir hedefe ulaşmasıydı. Hakan'ın yapmaya çalıştığı, toplumsal bağlardan uzak bir çözüm arayışıydı; ancak Aylin, her zaman önce insanı, sonra hedefi düşünüyordu.

[Toplumsal ve Tarihsel Bağlamda: “Ol der Oluverir”]

Tarihe bakıldığında, "Ol der, oluverir" sözü birçok toplumda benzer şekilde bir güçle bağdaştırılmıştır. Eski çağlarda, bu tür ifadeler, kaderin gücüne ve insanların hayatın akışına teslim olma şekline dair bir anlam taşırdı. Yüzyıllar boyu, toplumlar inançları ve değerleriyle şekillendi. Hakan ve Aylin’in bakış açıları, hem tarihsel bir bakış hem de modern toplumun karmaşıklığıyla örtüşüyordu.

Bugün toplumun hızla değişen yapısında, Hakan’ın stratejik yaklaşımı ve Aylin’in empatik yaklaşımı arasındaki denge daha da önemli hale geliyor. İşte bu dengeyi bulmak, hem birey hem de toplum olarak büyümek için gereklidir.

[Sonuç: Herkesin Bir Yolu Var]

Bir gün, köyün meydanında tekrar karşılaşan Hakan ve Aylin, her birinin “Ol der, oluverir” sözüne kendi iç dünyalarından bir anlam yüklediğini fark ettiler. Hakan, çözüm odaklı ilerleyerek adımlarını atarken, Aylin ise insanları anlamanın, toplumun birleşmesinin önemini kavramıştı. Birinin bakış açısı ne kadar stratejikse, diğerinin bakış açısı da bir o kadar insaniydi.

Hikayenin sonunda, her şeyin bir şekilde olabileceğini gördüler, ancak o "oluverme" anının nasıl gerçekleşeceği, kişisel bir yolculuğun ve toplumsal bir anlayışın birleşimiyle mümkün oluyordu. "Ol der, oluverir" sadece bir kelime değil, bir yola çıkan, kendine inanarak ve başkalarını da yanında hissederek verilen bir sözdü.

Peki ya siz, "Ol der, oluverir" sözünü nasıl anlıyorsunuz? Hayatınızdaki büyük dönüşümler, strateji mi gerektiriyor yoksa empati ve ilişki mi?
 
Üst