Asansör düşerken nasıl durulmalı ?

Ali

New member
Asansör Düşerken Nasıl Durulmalı? Bir Hayatın Tam Ortasında…

Herkese merhaba,

Bugün sizlere, aslında çok basit gibi gözüken ama bir o kadar da derin bir sorudan bahsetmek istiyorum: Asansör düşerken nasıl durulmalı? Bu soru belki ilk başta pek anlamlı gelmeyebilir ama hayatta bazen kendimizi öyle bir anın içinde buluruz ki, dışarıdan bakıldığında küçük bir anlık bir olay gibi görünen şeyler, aslında hayatımızı değiştiren birer dönüm noktasına dönüşebilir. Benim de böyle bir anım vardı. O anı, o duyguyu ve o kararı bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Belki de bizler de, tıpkı bir asansör düşerken, hayatın kontrolünü kaybettiğimizde nasıl durmamız gerektiği konusunda bir şeyler öğrenebiliriz.

Hayatın Asansöründe: Adam ve Elif

Adam ve Elif, uzun yıllar birlikte yaşamış bir çiftti. Adam her zaman çözüm odaklı biriydi. Hayatın ona sunduğu her problemde, nasıl bir çıkış yolu bulabileceğini düşünen, stratejik yaklaşan bir insandı. Her şeyin bir planı, bir yolu vardı. Duygusal iniş çıkışları, pek de önemsemezdi. Onun için her şeyin bir çözümü vardı ve bu çözümü bulmak, önemli olan tek şeydi.

Elif ise tam tersi bir insandı. Hayatın duygusal yönlerine daha çok değer veriyordu. Onun için insanları anlamak, duygularını paylaşmak ve başkalarının duygusal dünyasına girebilmek çok önemliydi. İşte bu yüzden, Adam ve Elif birbirlerine çok zıt olmalarına rağmen, birbirlerini tamamlama noktasında mükemmel bir uyum sağlıyorlardı. Adam bir sorunla karşılaştığında, Elif ona sadece "biraz bekle ve hislerine odaklan" derdi. Elif ise zorluklarla karşılaştığında, Adam ona "hadi, bir çözüm bulalım" derdi. Birlikte, hayatın inişlerine ve çıkışlarına karşı farklı bakış açılarıyla yaklaşır, birbirlerinin eksikliklerini tamamlarlardı.

Bir gün, büyük bir şehre seyahat etmek için yola çıktılar. Adam, iş görüşmesi için önemli bir toplantıya katılacaktı. Elif, onun yanındaydı, çünkü ona her zaman destek olmayı seviyordu. Büyük bir plazanın asansörüne bindiler ve yukarı doğru yükselmeye başladılar. Birden, asansörün hareketi kesildi. Bir anda ne olduğunu anlamadan, asansör düşmeye başladı. Elif, derin bir korku içinde bağırmaya başladı. Adam, başlangıçta tamamen sakin kalmayı başardı, ama bir süre sonra, hızla düşen asansörün içinde bu durumun ciddiyetini fark etti.

Adam’ın Stratejik Yaklaşımı: Çözüm Arayışı ve Hızlı Düşünme

Asansör hızla yere doğru düşerken, Adam bir yandan sakin kalmaya çalıştı, bir yandan da ne yapması gerektiğini düşündü. Kendisinin çözüm odaklı yaklaşımı, her zaman hayatın her anında devreye girerdi. Bu kez de, elini cebine atıp asansörün acil durdurma butonuna basmayı düşünüyordu. "Bir çözüm bulmalıyım," diyordu kendi kendine. Adam’ın aklındaki ilk şey, yapılması gerekenin hemen bir çözüm üretmek olduğunu biliyordu. O an, sadece düşünmek ve ne yapılması gerektiğine karar vermek istiyordu. Çünkü hızla düşen asansör, zamanla yarışmaya benziyordu.

Ama bir dakika… Düşen asansörün içinde basit bir düğmeye basmak, bir çözüm gibi görünse de, aslında bu anın karmaşıklığını ve aciliyetini göz ardı ediyordu. Adam, sadece bir çözüm arayışı içindeydi. Çözüm bulmanın, olayı kurtaracağına dair bir inancı vardı. Ancak, asansörün düşüş hızının arttığını hissettiğinde, bununla başa çıkmanın sadece mantıkla mümkün olamayacağını fark etti.

Elif’in Empatik Yaklaşımı: Hisler ve Duygusal Destek

Elif, Adam’ın o anki sakinliğini fark etti, ancak içindeki korkuyu da gizleyemedi. Asansörün hızla düşmesi, hayatlarının belki de son anlarıydı. Elif, gözlerini kapatarak, korkusuyla yüzleşmeye çalıştı. Ancak, her şeyin ötesinde bir şey vardı. Adam, ona sakinleşmesini söylüyordu, ama Elif'in buna karşılık vermesi, o anı anlamaya çalışması daha farklıydı. O, sadece içinde bulunduğu anı, hislerini ve duygusal dünyasını yaşamak istiyordu. Çözüm değil, o anın duygusal yükünü paylaşmak, hislerini Adam’a açmak, ondan bir güven almak istiyordu.

Elif, "Adam, bana biraz güven verir misin? Bu çok korkutucu, ama birlikteyiz, belki de sadece hislerimizi paylaşmalıyız," dedi. Adam, ilk başta bu yaklaşımın ne kadar faydalı olacağını anlamadı. O anda, sadece çözüm arayışındaydı. Ama Elif’in sözleriyle, bir şeyler değişti. İçindeki korkuyu paylaşmak, hisleriyle baş başa kalmak, ona güven verdi. Asansörün düşüşü hala hızlanıyordu, ancak bu kez Adam, çözümün yalnızca mantıkta olmadığını fark etti. Birlikte, hislerini paylaşarak, bu durumla başa çıkabilirlerdi.

Sonunda Ne Oldu?

Ve sonra, bir mucize oldu. Asansör, tam yere çarpmadan önce, acil durdurma sistemi devreye girdi ve asansör durdu. O an, ikisi de bir süre sessizce kaldılar. Her ikisi de yaşadıkları korku ve şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Elif, "Bunu başardık, değil mi?" dedi. Adam, bir süre cevap veremedi, ama sonra, Elif'in sözlerini tekrar düşündü: "Belki de bazen çözüm bulmak değil, hisleri paylaşmak gerekiyordur."

O an, bir kez daha fark ettiler ki, hayatta bazen asansörün düşmesinden çok, birlikte olmanın ve birbirinin yanında olmanın önemi vardı.

Peki, Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Hayat bir asansör gibi bazen düşer, hızla yol alır ve bir noktada durur. Ama önemli olan, düşerken ne yapmamız gerektiği değil, düşmeye başladığımızda birbirimize nasıl destek vereceğimizdir. Adam’ın çözüm odaklı yaklaşımı ve Elif’in duygusal desteği, onları hayatta tutan şeydi. Peki, sizce asansör düşerken nasıl durulmalı? Her zaman çözüm mü aramalıyız yoksa bazen sadece hislerimizi paylaşarak mı başa çıkmalıyız? Yorumlarınızı bekliyorum!
 
Üst