Açık lise diplomasında açık lise yazıyor mu ?

Zeynep

New member
Açık Lise Diploması: Sadece Bir Kağıt mı, Yoksa Daha Fazlası mı?

Bazen hayat, bize önceden yazılmış bir hikâyenin içinde hissettirir; adımlarımız, tüm o sıradan görünmeyen dönüşler ve beklenmedik kararlar. Kendi hikâyemi paylaşırken, hayatımda açık lise diploması ile ilgili dönüm noktasına gelmiştim ve bir soru kafamı kurcalıyordu: “Açık lise diplomasında gerçekten 'açık lise' yazıyor mu?”

Bunu, hala o dönemde olan biri olarak sormak zorundaydım, çünkü bazen insan, aldığı bir kararın toplumsal bir etiket taşımasını istemez. Herkesin eğitimiyle ilgili bir arka planı vardır; bazılarımız daha erken yaşlarda akademik yola adım atar, bazıları ise yolculuğa geç başlar. Hikâyemiz, böyle bir geç başlamanın ve o geç başlamanın getirdiği sorularla şekillendi.

Bir Karar, Bir Başlangıç

Berk, lise eğitimini terk eden ve hayatta daha farklı bir yolculuk arayan genç bir adamdı. Her şey, onun bir sabah "Bu kadar" demesiyle başlamıştı. Ailesi, sürekli eğitimin devam etmesi gerektiğini vurgulayan bir bakış açısına sahipti. Ancak Berk, kendi hayatını şekillendirmek, başka bir şey yapmak istiyordu. Herkesin 18 yaşına geldiğinde bir üniversiteye gitmesini beklediği o dönemde, o adımını atmıştı: Açık Lise.

Bir yandan, ailesinin onu desteklemesi zor olsa da, Berk'in içinde bir şeyler değişmişti. O artık çok netti; eğitimi terk etti diye dünyaya farklı bir insan olarak bakılmasına karşı çıkıyor, her zaman daha fazlasını yapabileceğini hissediyordu.

Kadınlar ve erkekler arasındaki toplumsal normlar bazen hayatı farklı şekillerde deneyimlememize yol açabiliyor. Berk, işte tam olarak bu yüzden, herkesin klasik eğitim yolundan gitmediği için bir eksiklik ya da eksik bir insan olacağı hissine kapılmıştı. Oysa Beliz, yakın arkadaşı ve en büyük destekçisi, farklı bakıyordu.

Farklı Bir Bakış: Beliz'in Perspektifi

Beliz, Berk’in uzun zamandır arkadaş olduğu, düşündükçe insanı başka dünyalara götüren, anlayışlı bir kadındı. Onun bakış açısı ise hep daha empatikti, insanları dinlemeyi ve anlamayı tercih ediyordu. Beliz, Berk’in “Açık Lise” kararını ona zorla kabul ettirmedi. Aslında bu kararı duyduğunda üzülmemişti bile, çünkü onun açısından bir diploma sadece bir kağıt parçasıydı. Gerçek olan, insanların birbirine duyduğu saygıydı. Beliz, eğitimin başarma noktasını değil, süreci anlamaya odaklanıyordu.

“Berk,” dedi Beliz, bir gün kahve içerken, “Evet, belki bu diplomada 'açık lise' yazacak. Ama o yazının seni tanımladığını kim söyledi? İnsanları anlamadığın bir şablonla etiketlemek kadar anlamlı olmayan bir şey yok.”

Beliz, o an ne kadar doğru söylediğini çok sonradan fark etti. Eğitim, sadece sınıf içinde öğrenilen bir şey değildi; o an, kendi hayat yolculuğunda öğrendiklerini biriktiren, insan olmanın ne demek olduğunu anlayan kişiler olarak kalmalıydı. Birçok toplumsal yapı, insanları bazen görünüşe dayalı şekilde yargılar. Beliz, bu normlara karşıydı. “Açık lise” gibi bir etiketin onun kimliğine yansımasını istemiyordu. Fakat o da bir noktada fark etti ki, bu etikete karşı durmak, insanın kendi değeriyle çelişmemeli, önemli olan öngörülebilir bir gelecek için atılacak adımlar olmalıydı.

Berk'in Stratejik Adımları ve Gelecek Planı

Berk, bir sabah Beliz'e yazdığı bir mesajla durumu açıklamaya başladı. “Biliyor musun,” dedi, “Açık lise diploması bir etiket olabilir, ancak bu sadece bir adım. Gerçek soru, bu adımı nasıl atacağım. O ‘açık lise’ yazan kısım belki de bir başlangıçtır. Ama ben bu kağıdın altını çizerek, kendi geleceğimi çizeceğim.”

Berk, kendini çözüm odaklı bir şekilde geliştirmeye karar vermişti. Toplumun dikte ettiği normlardan sıyrılmanın ve kendi yolunu çizebilmenin stratejisini arıyordu. Onun için açık lise diploması sadece bir geçişti, hedefi farklıydı: İş dünyasında, hayatta başarılı olmak ve kendini daha farklı alanlarda kanıtlamak.

Ve sonunda, Berk'in stratejisi meyve verdi. O diplomada ‘açık lise’ yazıyor olsa da, o yazı onu bir yere koymadı. Berk, kendi yolunu çizmeyi başarmış, hayata farklı bir pencereden bakmıştı. Gerçek olan, o diplomanın gösterdiği geçiş süreciydi. Yani, kimseyi etiketlerken, bir insanın sahip olduğu tüm potansiyeli görmek ve anlamak gerektiği, bir kez daha kendini kanıtlamıştı.

Toplumsal Yapılar ve İnsan Olmanın Anlamı

Hikâye burada noktalanmıyor; Berk’in hayatı boyunca, hep bir soru belirdi: "Eğitim nedir? Bir insanı ne tanımlar?" "Açık lise" gibi bir etiket, bir insanın geçmişini yansıtsa da, geleceğini belirleyecek tek şey değildir. Bugün için geçerli olan o diplomanın üzerine yazılan bir etiket, yarının insanını tanımlamaya yetmez.

Sosyal yapıların, toplumsal normların ve cinsiyetin eğitimdeki rolü de önemli bir mesele. Erkekler bazen çözüm odaklı yaklaşarak hızlı ve stratejik adımlar atarken, kadınlar daha empatik ve sosyal yapılarla ilişki kurarak çözüm bulurlar. Ancak, her iki bakış açısının da önemli olduğunu unutmamalıyız. Toplumun herkesin eğitim yolculuğuna aynı şekilde bakmasını istemek, bizlere kendi değerlerimizi yeniden sorgulatabilir.

Peki, sizce toplumsal normlar eğitimde ne kadar etkili olmalı? Açık lise diploması gibi etiketler, insanların geleceğini gerçekten belirler mi? Sizin bu konuda düşünceleriniz neler?
 
Üst